Muhteşem Süleyman Zamanında Türk Dünyası

Kanuni dönemini genel hatlarıyla anlatan bir eser. Bu dönemdeki Türk dünyasına da değinildiği gibi Osmanlı’nın buralar için ne gibi faaliyetlerde bulunduğundan bahsetmekte. Mesala Piri Reis’i Hindistan’a donanma ile yollayan Kanuni burda istenilen netice alınmayınca cezasını çok ağır bir şekilde kesmekte. Portakal keferesinin Basra körfezinde ve Yemen sahillerini alması Kanuni’yi çileden çıkarıyor. Piri Reis’in donanması ne yazık ki Hint okyanusunda tutulamıyor ve bundan ötürü donanma dağılıyor. Piri Reis zar zor hayatını kurtarmışken İstanbul’a döndüğünde idam ediliyor, başarısızlığından ötürü..

Balta Limanı’na Giden Yol: Osmanlı – İngiliz Münasebetleri

Genel itibari ile Osmanlı ekonomisine yön veren ürünlerin üretim miktarından fiyatlarına kadar her şeyi çok detaylı bir şekilde işlemekte. Bunun yanı sıra İngilizlerin bir şekilde bu antlaşmayı Osmanlı’ya imzalamasına zemin hazırlayan süreci ele alıyor. Balta Limanı ile birlikte Osmanlı Klasik İktisadi yapsından taviz verdiği için bir süre sonra büyük ekonomik krizlere yol açacak zemininin temelleri atıldı. Serbest piyasa ekonomisi olmasından çok Osmanlıyı bir sömürü pazarı haline getirmesi ise ayrı bir konu. Yerli esnaf, yabancılarla rekabet edemez hale geldiği gibi üreten kurumları birbir kapanmasının önünü açıyor. Bu antlaşmanın etkileri birçok siyasi krizlerin de habercisi niteliğinde oluyor desek yeridir.

Rus Devrimleri

Bolşeviklerin, Lenin önderliğinde Çarlık Rusyasına karşı ayaklanmaları en sonunda ekim devrimi ile neticelenmektedir. 1917’de Menşevikler ve Bolşevikler, Çar’a karşı ortak hareket ederken bir süre sonra birbirleri ile çatışmaya başlarlar. Kızıl ordu ile Beyaz ordunun çarpışması çok kanlı geçer, meşhur Tatar Türk’ü Amiral Kolçak’ın şanlı mücadeleside netice vermeyince Lenin, Kominist Rusya’nı kökleşmesi için gereken fırsatı buluyor. Bir seri devrimi ele alan bu eser genel hatlarıyla Rus devrimleri ile ilgili bilgiler edineceğiniz güzel bir eser. Ezeli ve ebedi düşmanlarımızı her daim tanımak iyidir 🙂

Anadolu’daki Galatlar ve Galatya Tarihi

Balkanlar’da Roma’yı bezdiren bu topluluk en sonunda bir yolunu bulup Çanakkale yolu ile Anadolu’ya geçerler. Tabii ki sorunları bitmez, Roma takiptedir elbet yakalayıp yok edecektir. Bu kavim Anadolu’daki devletleri tehdit etmeye başlar, sürekli yağmalarlar. Vergiye tabii tutarlar bazı devletleri. En sonunda Roma bir Lejyon yollar komutanı şu an aklımda değil. Galatlar vahşi gibidirler, savaşırken çıplak savaşırlar. Vahşice sesler çıkarıp, düşmanlarına daha savaş başlamadan korku salarlar. Moğollar gibi yok etmeye programlanmıştırlar. Gordion’a çarpışa çarpışa çekilirler, Elmadağın en tepe noktasına kadar tırmanırlar. Roma Lejyonu takip etmeye devam eder ve onları sıkıştırırlar. Hepsi kılıçtan geçirip imha ederler…

Fidel Diyor ki: Vamos Bien

Vamos Bien Castro.. Küba’yı, abd emperyalizmine karşı savunan değerli bir liderdir. Uygulamış olduğu ” kapalı ekonomi ” ile Küba’yı kapital dünyadan uzak tutarak bence çok büyük bir iş başarmıştır. Kendisini Liberalizm ve Kapitalist ekonomilere açan bizim gibi gelişmekte/gelişmemiş ülkeler için çok mu iyi oldu? Tüm şirketler yabancıların abd global şirketlerini ülkelere sokmak adına geliştirdiği bir takım projelerle kardeşi kardeşe kırdırttı. Özellikle Türkiye’de 1970 ve 80’ler bu kıyımın en şiddetli şekilde yaşadığı zamanlardır. Küba’da evet lüks otomobiller yoktu ama insanlık vardı. Sovyetler’den kalma araçlarla uzun bir süre direndiler ama o araçlarında hem hantal hem de çok petrol tüketmesinden ötürü değiştirilmesi gerekiyordu. Şu noktası güzel şirketlerin ulusal olması böylelikle para dışarıya akmıyor ve yerli üretim ile birlikte kendi kendine yeten bir ekonomi ile bağımsızlığını kaybetmiyorsun. Castro’nun bir dizi Üniversiteler’de konuşmalarının kitap haline getirildiği güzel bir eser. Atatürk gibi kimse olamamış bunu iyi anlıyorsunuz birçok farklı eseri okuyarak. Atatürk, ülke yararına olan önemli üretim araçlarının ithalatını yapmayı ön görürken, herhangi lüks olan şeylerin ithalatını yasaklamaktadır. Onun döneminde kalkınmayı yerel unsurlarla sağlayacak girişimleri yapmak için elde olan yer altı kaynaklarını işlemek adına makinelerin ithalatını yapmayı doğru buluyordu. İşte kominist rejimlerle ayrılan noktası buydu. Kominist ülkelerde ithalatın yapılmasının temel şartı büyük patron SSCB’nin teşkil etmeseydi. Bizde ise böyle bir durum söz konusu değildi, ideolojik yaklaşımlardan ziyaden ulusal çıkarlar ön planda tutuluyordu…