SÜMERCE MESELESİ

5000 yıl evvel Fırat ve Dicle’nin Basra’ya uzanan bölgesi ile Bağdat arasında şehir devletleri halinde yaşayan ve yazıyı icat eden bir halk bulunmakta idi. Yazıyı kullanan bu halkın dilleriyle ilgili incelemeler de doğal olarak mevcuttu. Sümer dili ile ilgili incelemeler J. Oppert ile başlamıştır. O. Nedim Tuna da son elli yılda bir kitapçık hazırlamış ve kimsenin eleştiri oklarını bu meseleye artık çevirememesini sağlamıştır.

Sümerler, M.Ö. 3100-1800 yılları arasında bağımsızlıklarını korumuşlar ve daha sonra civardaki halklar ile karışarak izleri kaybolmuştur. Onların dilinde bazı fiil ve kelimelerin Türkçe ile ortak olduğu görülmüştür. (vurmak, ezmek, dolmak, dökmek, çakmak, demir, yün, göğüs, çoban, kuş, karınca…) O. Nedim Tuna, bu kelimelerin 168 olduğunu vurgulamıştır. Bu husustaki çalışmaların ciddiye alınmaması ya da reddedilmesi söz konusu olmadığı gibi, sadece görmezlikten gelinmektedir. Sümerce-Türkçe bağlantısı bize ayrıca göstermektedir ki; arada büyük zaman farkı olduğunu göz önüne alırsak; Türkçe, dünyada kaydı bulunan en eski dildir ve yaşı 5000 yıldan az olamaz. Bu da demek oluyor ki, en eski çağda Ortadoğu’da Türkçe konuşanlar mevcuttu. Peki, buradan hareketle Sümerlerin Türk olduklarına dair bir yargıya varılabilir mi? O. Nedim Tuna gibi ünlü bilginler böyle bir iddia ileri sürmemişlerdir. Onlara göre, Sümer toplumunun bir tabakası arasında eriyip gitmiş Türkçe konuşan bir topluluk vardır. Yani Sümercenin tamamı Türkçedir ya da bunlar akrabalardır diye bir hüküm verilememektedir. Sümerler hakkında bu konuda üç yargı mevcuttur:

1)Sümerlerin muhtemelen Orta Asya’dan geldikleri ve Türkçeyi de oradan getirdikleri

2)Orta Asya’dan gelen bir topluluğun Sümerlerin arasına karıştığı ve onları etkiledikleri

3)Sümerlerin komşuluğunda Türkçe konuşan bir topluluk olabileceği, dildeki ortaklığında bu komşuluğun sonucu olduğu idi.

Birincisi ile ilgili elde herhangi bir veri bulunmamaktadır. Burada öz adlandırmaları olan Kenger’e değinmek gerekmektedir. Bugün Güney ve Kuzey Azerbaycan’da bir Türk topluluğun ismi Kengerdir. En mühimi de Peçeneklerin esas boyu Kangar’lardır. Bölge 2000 yıldır Türkçe olarak ifade edilmiştir. Peçeneklere nazaran, Altaylar’dan Anadolu’ya tüm Türk ülkelerinde karşılaşılan Kenger-Kangar budun adını nazara almak daha uygun olmaktadır. Bu isim, değişik Türkler arasında kesinti olmadan günümüze kadar ulaşmıştır. Sümerlerin arasına karışan Kengerlerin esas kısımları da varlıklarını binlerce yıl sürdürmüşlerdir. Ayrıca Sümerlerle aynı dönemde kuzeyde bugünkü Irak’ın kuzey yarısında Subarlar adlı bir halk vardı. Bu Türk halkının Sabarlar/Sabirler olduğu ileri sürülmektedir. Kelime, Sub+ar/ su adamı /su halkı olarak ifade edilir. Sümercedeki Türkçe alıntıların kaynaklarından birisi bu Subar halkı olabilir. Bazı dağınık bilgiler bu konuda fikir vermektedir. Türkçe “bil” fiilinin bugüne kadar hiçbir dilde benzeri bulunamamıştır. Subar dililnde ise “pal” bilmek demektir. M.Ö. 2000 civarında Mısır’ı işgal ettiği varsayılan Asyalı halk olan Subarların birçok kelimesinin Türkçe anlam ve ses karşılığının bulunduğu görülmüştür. Subarların Türkçeye benzer bir dil konuştukları varsayılabilir. Dolayısıyla Kuzey Irak’ın Türklerin atalarının tarihte bildiğimiz ilk yurdu olması muhtemeldir.

Yazar

Aybike Güzay

Bir cevap yazın